Bu sabah yeni bir Ay'a merhaba diyerek uyandık. Mart. Kış gelmeden gitti buradan. Artık kapıda İlkbahar var. İçeri alır mıyım bilmiyorum. Yada almalı mıyım ? Artık ısınacak havalar. Bal mumları ağaçlarda eriyecek. Kuşlar tekrar gelecek. İnsanlar üstündeki o kalın ve zenginlik göstergesi mont veya kürklerini çıkaracaklar. Açılıp saçılmalar filan..
Senin gibi olacağım. Neşemizin çamurunda yuvarlanmak dururken içine bende sigara izmaritleri atacağım. O güzel havuza tükürmek istemezdim bunca yıl sonra. Fakat artık bir şeyleri kabul etmeliyiz. Mutlu değiliz. Ne sen , nede ben. Eskisi gibi değil mesela hiç birşey. Verdiğin sözler , verdiğin diyorum çünkü ben hiç dönmedim söylediklerimden. Sana karşı dönmedim daha doğru olur hatta.
Sadece iyi geceler derken konuşuyoruz. Başka bi muhabbet yok aramızda. Alışıyoruz artık susmaya. Herkes kendi dünyasında. Napıyorsun demeden iyi geceler tatlı rüyalar diyoruz. Bizler , yani sen ve ben... Olmuyor sanırım. Sanırım benimde biraz kafa dinlemeye ihtiyacım var. En önemlisi sevmeye ihtiyacım var. Sevilecek çok az şey var. Ve bu sen olamazsın..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder