30 Ocak 2011 Pazar

İyi geceler küçüğüm.Yine geldim. Beklemiyordun değil mi . Kış bitmedi daha.

Bazen içerim. Gülerim. Ve çok zaman ismini gördüğümde yaşarır benim gözlerim. Yine olmadı ama . Üzülme meleğim. Kıyar mıyım sana ben ? Bilirsin bazen olur böyle.Güzel , Üzülmüyorsun... Bunuda ben biliyorum. Ama bil isterim , artık yataklarımız ayrı. O çirkin kabuslarımda kötü kadınları dövüp beni kurtarmıyorsun sevgilim.

Unuttum sansınlar istemiştim.Olmadı bu da sevgilim.

Seni isterdim ben bu soğuk gecede. Kimse anlamıyor beni sevgilim. Yeter artık olm diyorlar. Yetmiyor aşkım . Yetmiyor. Ben hiç doyamıyorum sana. Ve aklımda hala seninle birlikte dinlediğim şarkılar.

Bazen oturken gözlerimi kapatıyorum. Yanımda olduğunu hayal ediyorum. Gözlerimi açmadan sen gidiyorsun... Herkes konuşmak ister ya hani. Ben nasıl sussam diye düşünüyorum . Gözlerine nasıl gözlerimi denk getirsem , sonrasında dalıp gitsem.. En son olarak tek kelime söylemeden nasıl boynuna atlarım diye..

Böyle böyle eriyorum. Ve sen her seferinde ve hep böyle gidiyorsun.

Hatırlarsın oturduğumuz bankı. Önünden geçerken gözlerimi kapatıyorum. Seni hayal edip o kokunu içime çekiyorum. Sonra , Sonra yürümeye devam ediyorum...

29 Ocak 2011 Cumartesi

Ölüm..

Merhabalar. Tüm beklentiler bitti. Gecenin bir saati mesajlarşırken "ya bir anda uykuya dalarsam" düşünceside bitti. Yüreğimin içindeki bütün umutlarımda bitti.Yalnış anlamayın. Burada yazmam oldukça doğal. Hep gerçekçi ol diyen sizlersiniz değil mi ?

Peki. Ölen birini en fazla kaç gün bekletebilirim ben ? Yada o gömülmemek için bekler mi beni ? Gidiyorsun. Ne yani. Bir daha göremeyecek miyim seni ?

Burası iyice soğdu sevgilim. Üşüyorum. Daha çok üşüyorum sensiz. Artık o sıcak çaylar bile ısıtmıyor beni. Kafamdan aşağı kaynar su döksem yine ısınmaz bu yüreğim. "Sen gittin , ben bittim"...

Yazın geceleri gibi ölüm uykusu öylesine uzun ve derin. Ve ölmek ilk defa senin olmak. Sevişmek. Dokunmak , tüylerinin dikilmesi. Bunlar sıradan değil mi. Ölümde sıradan korkmayın. Ben ölmek istiyorum. Yeni bir yarına merhaba demek için.

Son sorum. Ölünce beni anlayacak mı sorgu melekleri ?

28 Ocak 2011 Cuma

Bazen evlenmek istiyor canım. Evet. İstediğim tek şey bu. O kadın ile mutlu bir yuvam olsun istiyorum.Hayalimde bir ev ve o evin içinde o kadının hâlâ olması garip değil mi ? Aslında bu yaştaki ergenler hep yalnız yaşamak ister. Ama ben pek götüme güvenemiyorum. İşte tam bu yalnız kalma konusunda yerin dibine batıyorsunuz.

Fiziksel olarak rahat bir hayatım var. Ona birşey demiyorum. Ama psikojik olarak çökmüş bir adamım ben. Bunu aptallık olarak nitelendirmekte bir kusur görmüyorum kendi adıma..Çoğumuz aptalız aslında. Başarısızız hepimiz. Neyse.

Hep düşünüyorum . Durduraksız. Kendimi durduramıyorum inan bana. Hayat denen kaltak hep ağzıma sıçtı benim. Hayat sikertti beni. Çökertti. İçime attım. Yine karşı çıkmadım yaptıklarına. Yaşadığım herşeye rağmen susmasını bildim. Ama artık susamıyorum. Burama kadar gelmiş hem. Nasıl susayım.Ne zaman güzel birşey yapmaya kalksam hayat karşıma çıkıp "BENİ UNUTTUN PİÇ" dercesine karşıma dikiliyor. Elim kolum bağlı...

Güzel bir hayat istiyorum ben artık. Düşünmek istemiyorum. Gözüm arkada kalsın istemiyorum. Güvenmek istiyorum ben.Öpmek veya sevişmek istiyorum. İstediğim tek şey o güzel tenli kadın. Benim kadınım. Bana bunları yazdıran kadın. Sevdiğim ama söylemeye korktuğum kadın.. SENİ İSTİYORUM . ANLIYOR MUSUN ?

27 Ocak 2011 Perşembe














Bazen içimden konuşurum. Keşke duyabilsen. Biliyorum. Mutlaka ağlıyorsun sende. Ben gibi.

Her gece kafanı yastığa koyup , bu o değil diyorsun. Aynaya baktığında onu ben yaptım diyorsun. Her sigarada belkide.. Ben hergece yalnızlığın sesini son ses yapıyorum. Ve onu dinliyorum. Umutsuzum... Senden değil. Herşeyden. Hayattan , okuldan, insanlardan. Herşeyden işte.Umut , nerdesin ? Dön bana. Ara yada. Buluşalım. Bi çay içeriz. Sanırım kontörüm bitiyor. Ara beni olur mu. Gömdüm...


En güzel kazakların ve t-shirtlerin sadece ufak bir bez parçası olduğunu görmek.. Bazen buda koyuyor bana. Manyağım ben. Sorunlarım var. Anlayamazsın. Anlamak istersen yardımcı olayım yine. Tuvalete gittiğinde sifonu çekme. Anlarsın beni. Ve dayananazsın. Elinde sonunda çekersin o sifonu. Dikkat et. Artık yazamıyorum. Beynim ile ilişkisi olan sensin çünkü . Onu bile çaldın benden. Ne çalmadın ki ...


İyiyim. İyi gibi davranma konusunda üstüme yok yada. Bunca yazı neden biliyor musun. Sorma. Hisset. Bazen sobalı veya sıcak biryerden dışarı çıkarsın ya hani. Bir anda üşürsün ve çişin gelir. Onun gibi birşey..Benimde çişim geldi işte...

26 Ocak 2011 Çarşamba

Oturuken hep hayal kurardık. Evimiz , arabamız , çocuğumuz olacaktı. Hepsi hayaldi. Yine olur belki. Demek istediğim o değil. Ben şey demek istedim. O hayallerin olmasa , TANRI derdim ben sana..
Selam sevgilim. Kuşum vardı. Görmüştün. Ama adını sormak aklına gelmemişti. Senin adını verdim ona. Hergün bi sürü yem , yeşillik veriyorum. Çok iyi bakıyorum . Canım yaa.

Apallaşma. Sevdiğimden değil.Yemekten patlasın ölsün diye. Bide annanem bi tarif vermişti çocukken. Kuş yahnisi yapıcam.

YİNE Yalan...

Merhaba Papatyalar.

Önce selam verdim. Şimdi yazıcam. Ağlamıyorum bu kez. Gribim. Burnum akıyor sadece. "Seviyor , sevmiyor" kısmını çocukken arkadaşlarımdan öğrendim. Her gördüğümde sizi koparıp aynısını denedim.Bu aralarda birine yazıyorum. Biliyorsunuz işte. Gerçi şu sıralar herkes birbirne birşeyler yazma çabası içerisinde. Bilmiyorlar ki o yazdıkları asla görmeyecek bunları. Hoş görse ne değişecek ? Can yakıcı bir durum . Biliyorum. Ama gerçekler. Yani ben yıllardır yazıyorum . Görüyor , okuyor , beğendim diyor. Ama bi halt olmuyor..

Çok zaman yazma artık dedi.Yapma dedi. Durduramıyorum kendimi. Ben içimi kusmassam ne olacak biliyor musun ? Bilmiyorsun. O yüzden. Sus. Oku. Yorum yapma.

25 Ocak 2011 Salı












Bugün coğrafya dersimiz vardı. Nerden aklıma esti bilmem. Nüfus konusunda aklıma bir anda KROKİ geldi. Uzaklık filan olur ya hani. Kuşbakışı vs. Düşündümde ne kadar uzakta olsanda bi ilişkimiz oldu. Uzaktan yada yakından :)

Öyle işte. Sen nasılsın ?

24 Ocak 2011 Pazartesi

Yeni bir yazım var

Merhaba. Ben o kara çocuk. Zenci diyebilirsin. Alınmam hiç. Öyle bir huyum yoktur. En zayıf noktam , saçlarım ve burnumdur. Başlıyorum susarsan.

Yeni birşeyler düşündüm. Yeri ve zamanı pek önemli değil. Ve düşüncemin sonu ise belli değil.

Uzun zamandır yani 19-20 senedir istemediğim şehirde uyanıp duruyorum. İnsan herşeyden mutlu olabiliyor ama. Herşeye rağmen hayat devam ediyor. Ve ben aslında hayat filanda istemiyorum . Geçenlerde hastalandım. Doktara gittim.
"-Kırık sayılmaz oğlum. Ufak gibi görünen fakat derin çatlaklar var" dedi.
Sanırım tek başıma iyileştiremedim onları. Sahte sevgilerin sıvası yetmedi. Her yağmurda soyuldu o.Sonra açık beyaza boyadım. Biraz cırtlak olsada hoş durdu sanki. Eski halinden iyiydi enazından. Yine unuttum. Burası çok kötü. Hep rüzgâr var. Rutubet ve durmak bilmeyen yağmur. En baştan diziyorum tuğlaları.
"Beyaz iyi gibi sanki" dedim.
"DUDAKLARIN KANIYOR" dedi.

Düzmeceydi. Sonunu heyecanla bekledin ama en başında dedim. Sonu önemli değil. Öptüm.
Kış geldi. Havalar yeni soğumaya başladı buralarda.

Bir yorgan istiyorum ,
Bir tane kazak ,
Bir atkı ,
Bir bere..

Kış'ı severim. Ve kışın bunların hepsi lazım bana. Son olarak kazağımı giydirsen , atkımı bağlasan ve beremi taksan...

Siktir et. Bana bi tane sigara ver yeter.

Replay











Yaşantım , ot gibi. Düzenli olarak suluyorlar. Bende faydam olur düşüncesi ile fotosentez yapıyorum.Karbondioksitleri alıp , oksijen vermeye çalışıyorum. Sorun bu değil. Sorun : Ne çimen gibi güzel ve yeşil bir otum nede sararmış ,bir boka yaramayan saman. Hayvanlara bile yararım yok tek başıma anlayacağın.Ot olduğumu gören çiğneyip gidiyor beni. Acımadan üstüme basıyor.Küçük çocuklar dalımdaki o güzel çiçeği koparmaktan zevk alıyor. Sırf o güzel çiçek için canım acıyor.

Şimdi kökümden başka sahip olduğum birşey yok. Onun içinde mücadele veriyorum. Toprak altındaki ufak canlılara direnmeye çalışıyorum. Kemiriyorlar.Günden güne bitiyorum , yitip gidiyorum.Ben büyümek için yağmur beklerken , toprağa çiğ düşüyor. Yapamıyorum...

Kısacası ot gibi yaşıyorum...

23 Ocak 2011 Pazar


Gece uyumadan muhasebe yap derler ya. Gereksiz. İnsanlar kafasında tanrılarını öldürürken neyin muhasebesi bu ? Günahların mı sevapların mı ? Neyin ?. Muhasebe diye birşey yok. Gece lambası var. O loş ışıkta hissetiğin ilginç ve bir o kadarda güzelimsi duygular . Saçmalamak var birde. Aptalca düşünceler. Öpüşmeler , sevişmeler , nefretler , sevgiler... Uzar gider.

Aynı gecenin sabahına uyanırsın sonra.Elini yüzünü yıkarsın.Saçlarını tararsın (ki hiç yapmam) , üstünü giyersin. Kapanmaya çalışır gözlerin. Korkarsın. Aynalar orospu çocuğudur. Hep yalnızlığı hissettirir adama. O yüzden aynalarada bakmam. İşte , benim kötü görünmemin sebebi bu. Yani senle alakası yok. İstediğim aynalara bakarken , Özlenmekti. Olmadı.

Güzel şeyler yazmak isterdim . Mutlulukla ilgili şeyler mesela.
Ama ben çok mutlu olmadım ki... Keşkelerle doluydu geçen 20 yıl.
Hep bişeylerin ardından bakakalmak. En iyi yaptığım şey buydu.
Ve o hep biryere gidiyordu. Durduraksız. Ve o görmüyordu.
Her gidişinde yanında benden bi kaç parça koparıp gidiyordu.
Aldırmadan ve ardına bakmadan. Olacaklardan ve yaşayacaklarından habersiz.
Hep öleceğimi düşündürürdü bana. Ölmedim. Hep ayakta kaldım. Ve tek başıma kalktım. Dimdik. Gözlerime bakıp bir şans daha isteyene kadar. Verdim. Bir kere değil.İki değil. Tam ALTI kere. İlginçtir. Bu şansları hep hiçe saymak...Onun için çocuk oyuncağıydı. Kumdan kale yapıp üzerine su dökmek.. Ne kadar dayanabilirsin ? Yalanlar dalgalar misali vücuduna çarparken ne kadar direnebilirsin sen çocuk ? Ben direndim . Fakat yinede kaybettim... Hep kaybettim.