21 Mart 2011 Pazartesi

Bazen kendini anlatmaktan yorulur insan.. Kimseye birşey anlatmak istemez... Bilir ki kimse kimseyi tam olarak anlayamaz. Bazı insanlar bir yere ait olamazlar.. Anladım ki ben de buraya ait değilim , buraya da sığamadım ve bana yine yollar gözüktü.. Kırdığım - Üzdüğüm herkesten özür dilerim.. Hoşçakalın ...

6 Mart 2011 Pazar



 
Son bulan tüm dostluklar,aşklar,umutlar adına..
Bugün son kez,gelmeyenlerim için ağlayacağım.
Beklediklerimin benimle olduğunu farkettiğim için,defalarca kez gülümseyeceğim.
Bugün güzel bir gün.
Çünkü yalnız da ayağa kalkabilirim;


ÇÜNKÜ ARTIK;

Ben güçlüyüm
Artık güçlüyüm
Neden biliyor musun?
Çünkü ben senin gibi olmamam gerektiğini anladım
Kendime bir yol çizmeye çalışıyorum,doğrularım olsun diye uğraşıyorum..
Oysa biliyorum ki,sen bir başkasıyla yerimi doldurmaya çalışırsın yokluğumda;
Fakat bil ki,ben tek başıma kalırım,düşerim,yaralanırım,nefret ederim,hissizleşirim...
ve ben tek bedende milyonlarca kişi olmanın ne demek olduğunu iyi bilirim.
Endişelenme,senin gibi olmadığım için
Sahte gözyaşlarına ihtiyacım yok.
Elimi bıraktın,yolundan döndün,
Şimdi geri dönmek istediğini söylerken
Sesin kulağımda yankılanıyor
Bir çığ gibi büyüyor içimde yalnızlık
Oysa ben bunu sana anlatmaya yeltenmeyecek kadar güçlüyüm
Güçlü olmak ağlamamak değilmiş
Hislerini kalbine gömmek değilmiş
Hayallerini ertelemek değilmiş.
Güç olan yalnızlıkları üstlenebilmekmiş nice kimsesizliklere değin..
Güç olan,her şeye rağmen gerçekten mutlu olabilmekmiş.
Peki sen en son ne zaman gerçekten mutlu oldun?
Neyse,bunları boşver..
Seninleyken, her zamanki gibi olalım..
Sen böyle san,ben öyle olayım.
Merak etme sen,ben iyiyim
Mutluyum,
Çünkü mutluluğun kahkahalardan ibaret olmadığını anladım
Vakit buldukça ağlıyorum,
Hislerimden kaçmıyorum,
Hayallerimi her an yaşıyorum.
Bundan böyle kendi derdine yan;
Beni büyüttün sen,çocuk
Ben güçlüyüm
Artık güçlüyüm.
Gelme,istemiyorum...
Çünkü artık;
her şeye rağmen!
Yalnız da ayağa kalkabilirim...!

2 Mart 2011 Çarşamba



Bu ülkenin her yerinde özgürlükten bahsediliyor. Nedense bizler bu özgürlük hakkından yararlanamıyoruz. Youtube , Fizy derken birde blog siteleri eklendi bu yasaklar arasına. Keyfi olarak yasaklanan ve tekrarında bir süre geçtikten sonra yine keyfe bağlı olarak kalkan bu yasaklara artık bir son verin.
Haksız kazanç (Maç-Pornografi-bahis) sağlayan bloglar elbette vardır. Fakat bütün bir blogu bu göz ve bu bakış açısıyla engellemek bir yasa değil , daha çok özgürlüklere kasıtlı bir tecavüzdür. Biz blog yazarları olarak veya birer insan olarak iletişim özgürlüğü hakkımızı istiyoruz !!!

ÇEKİN O PİS ELLERİNİZİ BLOGLARIMIZDAN !

1 Mart 2011 Salı

Yeni Ay - Yeni Mevsim / Yeni bir hayat ?

Bu sabah yeni bir Ay'a merhaba diyerek uyandık. Mart. Kış gelmeden gitti buradan. Artık kapıda İlkbahar var. İçeri alır mıyım bilmiyorum. Yada almalı mıyım ? Artık ısınacak havalar. Bal mumları ağaçlarda eriyecek. Kuşlar tekrar gelecek. İnsanlar üstündeki o kalın ve zenginlik göstergesi mont veya kürklerini çıkaracaklar. Açılıp saçılmalar filan..

Senin gibi olacağım. Neşemizin çamurunda yuvarlanmak dururken içine bende sigara izmaritleri atacağım. O güzel havuza tükürmek istemezdim bunca yıl sonra. Fakat artık bir şeyleri kabul etmeliyiz. Mutlu değiliz. Ne sen , nede ben. Eskisi gibi değil mesela hiç birşey. Verdiğin sözler , verdiğin diyorum çünkü ben hiç dönmedim söylediklerimden. Sana karşı dönmedim daha doğru olur hatta.

Sadece iyi geceler derken konuşuyoruz. Başka bi muhabbet yok aramızda. Alışıyoruz artık susmaya. Herkes kendi dünyasında. Napıyorsun demeden iyi geceler tatlı rüyalar diyoruz. Bizler , yani sen ve ben... Olmuyor sanırım. Sanırım benimde biraz kafa dinlemeye ihtiyacım var. En önemlisi sevmeye ihtiyacım var. Sevilecek çok az şey var. Ve bu sen olamazsın..

28 Şubat 2011 Pazartesi

Sigarama karışmayın.
Genç yaşta ölmekten bahsediliyor. Düşünerek ve acı çekerek ölmekten iyidir. Di mi ?

27 Şubat 2011 Pazar

Mss

Kış geldi…
Yine kaplayacak,
Yeryüzünü kar,
Gökyüzünü rüzgar,
Gönülleri ayaz…

Kaçıyorum rüzgarlardan,
Değmesin istiyorum tenime,
Ağlatmasın beni,

Ama…
Nerde olursam olayım,
Buluyor beni,
Kulağıma fısıldıyor,
Hüznü, özlemi, nefreti…
Eğer bir gün gelmezsem tekrar,
Gönlümün tercümanı, “Kağıt” ve “Kalemim”
BİLKİ PEŞİMDE RÜZGAR…
YALNIZLIĞIM SİZE EMANET

15 Ocak 2011 Cumartesi

25 Şubat 2011 Cuma


Normalde fon müziği kullanılır yazı okunurken. Ama böylesine içten bir parçayı paylaşmadan edemedim.

Yeni bir yazı ile herkesi selamlıyorum.

Merak etmeyi bıraksaydınız mesela , her şeyi anlatırdım sizlere. Birşeyleri sorgulamayı bırakıp artık sadece yazılarımı okuyun. Sevdiğim var. Birlikteyiz. Neden yazıyorsun diye sorgulamanın bir alemi yok. Onsuz zamanlarda geçirdiğim psikoloji ruhu denilebilir .

Sevdiğinin "Seni özledim" demesi çok güzeldir. Fakat özlem bazen koyar insana. Ellerin kolların bağlanır. Arada binlerce kilometre vardır. Msn'de görmek yetmez çok zaman. Dokunmak istersin , uzanamazsın. Ben hayata meydan okumayı seçenlerdenim.

Bazen olur ya , patronun sözlerine dayanamaz istifa edersin , hocanın sözlerini kaldıramaz sınıfı terk edersin . Annene yada babana kızıp yatağa geçersin. Öyle birşey işte. Gidenlerin olur hayatında. Yada hayatına girenlerin. Ben girenleri sevmediğimden hep gidenlere laf vurdum. Ve hala devam ediyorum.

Gitmek isteyen gider. Zorla tutmam onu. Hem o kadar düşmedim daha. Yani sonuç olarak erkeğim. Erkekler kimsenin görmediği yerde ağlamayı sever. Sizlerde terkedilmişsinizdir. Ben gururumdan ödün vermeden , başım dik terkedildim. O giderken hiç birşey demedim. Belki gitme deseydim bir yararı olurdu. Gözlerimin önünden giderken elbette demek istedim. "Dur" . Ama diyemedim. Dediğim tek şey ;

"Kendine iyi bak" oldu ...

Yinede , gitmesen olmaz mı ?

Hı ?



24 Şubat 2011 Perşembe

" Hayatımdan gitmek isteyenler , Gözlerimdeki s*klemez ifadeyi iyi kessinler. "

Demiş. Adamın bitanesi.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Gitmek.

Çekip gitmek. Kaçmak her şeyden. Nefesinden , kokundan , özleminden... Yapabilir miyim sence ? Delip geçiyor kurduğun her cümle. Kurşun misali bu aşk. Saman alevi yada. Her şey öyle bir gelişiyor ki gözlerim kamaşıyor. Doluyor. Ağlayamıyorum.

Gecelerime sensizlik ağır basıyor.Herkesten gidiyor da şu yalnızlık , benden gitmiyor. Hep düşünüyorum. Nasıl bir dalga var sende ? Bu nasıl bir tsunami binlerce kilometre uzağındaki kara parçasını yok ediyor ? Kayboldum bu aşkın girdabında sevgilim. Benliğimi ararken sensizliği , sensizlikte ise kendimi kaybettim. Çok geç oldu bunu anlamam. O yüzdendir gitmem gerek.

Sende git. Gitme dememin bir anlamı yok. Zaten dinlemezsin beni. Maça git. Cafe ortamlarına gir. Kaşar tostu ye. Sonunu hiç düşünme bile.

Saat 23.o8 sevgilim. Tarih YirmiüçşubatikibinSEN. Eee artık gideyim ben.

22 Şubat 2011 Salı

Çok ani olarak girdi insanlar hayatıma. Bir selam bile vermediler. Şimdi bunu ben herkese söylüyorum. "Merhaba."

Merhaba. Bugün size gökkuşağını yada hayatımda şaklabanlık yapanları anlatmayacağım. Üzgünüm. Ve buraya yazdıklarım , hiç tanımadığım bir insanla dertleşiyorum gibi görünsün. Öyle işte. Bilmiyorum.

Sonbahar bi kaç gün geç gelse keşke. Umut işte. Hani şu 23 Mart varya. Güneş ışınları dik filan geliyormuş. Bir gün bize de gelecek mi o ışın ? O ışın altında seni öpebilecek miyim ? Peki gölgelerimiz ? Onlar yok olacak mı ? Sonbahar evet. Ne diyorum inan ben bile anlamıyorum. Aslında ruh hastası yada psikolojik sorunları olan sen değilsin. Benim. O ilaçlara benim ihtiyacım var...

Her insan başlı başına bir dünya derdim eskiden. Yani Güneşi bir tarafı görürken diğer tarafı karanlıktı. Hep yer değişiyordu. Ve artık dünya çok yavaş dönmeye başladı.. Benim her tarafım karanlık.. Anlıyor musun ? Duygularım..Öyle sahipsiz ve öyle başıboş kaldı ki , nereye saldırıp kime sığınacaklarını bilmiyorlar.

İyi bak. Şu anda duyguların aslında senden daha hızlı ve baktığında başını döndürecek kadar hızlı bir şekilde gidiyor. Sen , bir uçurum kenarındasın sevgilim. Benimle birlikte. Ben sana göstereceğim en güzel manzarayı ararken , sen acımadan o uçurumdan itiyorsun beni.

Toparlayamıyorum. Yazdıklarım bile kaçıyor benden. Hep dağılıyorlar.

Psikoloji doktorları hep nefes seansı yaparlar değil mi ? Al - ver gibi. Şimdi arkanda duran pencereni aç. Derin bir nefes al. Ve birlikteyken şekil verdiğimiz o yeşil yaprakları düşün. Tekrar nefes al. Ve hayallerimizi düşün. Ve son bir nefes daha al.. Gittiğimi düşün.

İnsanlar çok ama çok garip.

Unutmuşum. Hep nefes aldın. Vermeyi unutma.


Sakin Olmak..

Ufak bir aradan sonra herkese tekrardan merhabalar. Şu sıralar biraz problemlerim vardı. Biraz verdiğim sözler , biraz da benden kaynaklanan sebepler ile yazmaya ara vermiştim. Biliyorsunuz işte. Sakin olup , düşünmek üzerine kısa bir şeyler söyleyip gideceğim.

Genel olarak insanlar sinirli olduğunda ne yapar ? Sende yapıyorsun...
-Yürümek . Çıkıp sokaklara yürümek. İyi gelir. Gibi..
-Yürüdükçe sakin düşündüğünü sanırsın. Ama unutma , sinirli ve yürür bi haldeyken böyle en ufak bir tartışmada parlar , o an karşındakini öldürmek istersin. Bunu istersin. Yada dövmek. Zarar vermek kısacası.
-Yürümek seni sakinleştirir. Peki ya sonrası ?

-Kısa ve net : ACI ÇEKERSİN.

21 Şubat 2011 Pazartesi

Biz ne Arefler gördük... Bi kelimeyle bizi yok edip giden...


19 Şubat 2011 Cumartesi

Biraz Ara.

Merhabalar. Bir süre yazamayacağım. Bunu söylemek için geldim. Yazılarımla belki üzülen olmuştur. Ufak bir hikaye ile gönlünü almak iyi olur diye düşündüm.

---

Kayserilinin İneği Hastalanır..İnek öldü ölecek.. Allaha dualar etmeye başlar
adaklar adar;

"Allahım ineğimi iyileştirirsen 10 gün oruç tutacam der,"

Sabah Ahıra girer bakar inek iyileşmiş ayağa kalkmış, 10 gün oruç sözünü tutar

11. gün ahıra girer bakarki inek ölmüş

Kafasını yukarı kaldırır ve

- "Allahım hiç boşuna kayseriliyi kandırdım deme der, ben bu 10 günlük orucu Ramazan Ayından düşerim, İneğide Kurbana sayarım :)"

17 Şubat 2011 Perşembe

Sarhoşluk.

Güzel bir gecenin üstüne , belli belirsiz tökezlediğimi hatırlıyorum. Ve o gece yanımda bana destek olabilecek bir tek sen vardın.Sende içmiştin. Sende sarhoştun fakat bana sarılmıyordun.Sarılmayı geç dokunmuyordun bile.. Sarhoşluk... Ne ilginç bir duygu değil mi ? Ben sarhoşken ağlarım mesela. Ağlamaktan önümü göremem. Ağlasam bile o gece yanımda sen vardın. Sarılıp sarılmaman önemli değildi benim için.

Kafam öyle duman olmuş ki , sen ve beni 2 tane görüyorum.Daha doğrusu ÇİFT. Birer aşık - Birer çift gibi. Sen gittikten sonra o gece ben yine sarhoş olmaya çalıştım. Bıraktığın gibi.Birbirinin üzerinde oyun oynarmış gibi , onlarca yuvarlanan şişe. Şimdi o kadar çok içiyorum , ne yaptığımı bilemeyecek kadar içiyorum..Fakat yinede çift göremiyorum bizi.

Özür dilerim sevgilim... GÖREMİYORUM BİZİ.

Rüya ve hayallerde yanyanayız yine. Ellerimi tutuyorsun benim. Ben gözlerinin içinde kaybolarak , SENİ SEVİYORUM...ÇOK SEVİYORUM diyorum.Uyanmak istemiyorum sevgilim. Uyanmak bana çok acı veriyor. Ki gördüğüm o rüyalar veya kurduğum o hayaller bile yetmiyor bana.

Yüreğimin ortasına açılmış şu yaraya , yastığım sanki tuz basıyor...Dayanamıyorum. Masallar bile daha inandırıcı geliyor bana. Masallar bile daha mantıklı geliyor şu ağrıyan , kanayan tarafıma. Herşeyi "BİR VARMIŞ BİR YOKMUŞ" yaşadık. Ondan belkide.

Yoksa...Yoksa nasıl dindirebilirim gerçek olmayışımızı ?

16 Şubat 2011 Çarşamba

"Güzel bir kız görürsün, tanışırsın, arkadaşlarına hava atarsın, hevesin kaçar.
Güzel bir kız görürsün, hayal edersin, birileri yoluyla tanışırsın, çıkarsın, hava atarsın, hevesin kaçar.
Güzel bir kız görürsün, hayal edersin, uğraşırsın, çok kafaya takarsın, senin olur hevesin kaçar.
Sonra bir kız görürsün, kolay ulaşırsın, ağzına sıçar vazgeçemezsin.."

Ne güzel demişler.

15 Şubat 2011 Salı

Herkes GİDER.

Evet. Herkes gider. Kimi uçakla gider , kimi otobüsle , kimi siktir olur gider. Gökyüzü ağlıyor yine. Şimdi yanımda olsan şu yağmurda gezsek. Tir tir titresek güzel olurdu. Tam ağlanacak hava. Ağlasan kimse anlamaz. Gitmek . Söz ile söylemek öyle basit ki. Uygulamak da kolay. Peki sonrası. ? Düşündün mü. Ben düşündüm. Şimdi ise dışa vuruyorum.

Kelebek olmak isterdim. Bir gün yaşamak , sadece bir gün. İş - gelecek sıkıntısı olmadan , o güzel desenlerim ile hayata meydan okumak isterdim. Küçük çocukları peşimden koşturmak... Yorulunca durmak isterdim. Dinlenmek. Kimseye hesap vermeden her şeyden ve herkesten bağımsız yaşamak. Böylesi daha kolay.

Dokunma bana sevgilim. Elleme o güzel kanatlarımı. Ölmeden mezara sokma beni. Sadece bir gün istiyorum senden . Yaşamayı , gülmeyi ve ağlamayı sadece 24 saatte yaşayacağım bir gün. Çok mu ?

Çok..

14 Şubat 2011 Pazartesi

Sevgililer Günü

Yıllar sonra yine bu güne geldik. Sen yine keşkelere sığındın biliyorum.

"Keşke öyle yapmasaydım , keşke öyle demeseydim. Keşke sevdiği yemeği yapsaydım , keşke et koymasaydım , keşke koltuğun yerini değiştirmeseydim ..

Şuanda beni seviyor olurdu..."

O an geldi. Şimdi dibe vurdun değil mi ? Bütün keşkelerin tükendi. Ve sonuncu ile gözgöze geldin.

"Zaten ilk ayrıldığımızda barışmamız çok büyük hataydı"
-Ne saçmalıyorsun ?

"Böyle olacağı belliydi. Bu kadar mesafe , üzüntüler... Yoluna girmeyecek bir şey.Yıprattık kendimizi. Eğer barışmasaydık böyle olmayacaktık"
-Kendini kandırma

"Hem önceden daha çok seviyordum seni. Bugün benim için daha önemli olurdu mesela. Şimdi dışarıda herkes sevgilisi ile geziyor. Hem sana daha fazla alışmamışken , Hazır ayrılmışken , geri dönmeseydik"
-Sen inandın mı bu söylediklerine. ?

"Çok kötüyüm. Bir yerde sıkıştım kaldım. Arkamı dönemiyorum. Önümü göremiyorum. Ben , kayboldum."
-Sen mutluydun. Çok mutlu. Herkesten çok

"Acıyor diyorum . Acıyor ! Kayboldum diyorum. Keşke orada olmasaydım. Keşke bu kadar çok seni sevmeseydim. Keşke seni tanımasaydım. Keşke yürümeye devam etseydim. Keşke durmasaydım. Koşsaydım. Keşke seni hiç tanımsa- "

-N'oldu ? Sustun ?

"Keşke yanımda olsaydın"



12 Şubat 2011 Cumartesi

Söz.

Yanında olamayı istersin en çok. Sevdiğinin yanında. Ona dokunmak , teninin inceliklerinde kaybolmak istersin. Çünkü sana mutluluk veren tek şey "o" dur. Nefesinle kımıldayan o güzel saçları .. Parmaklarınla okşarsın onları. Adeta bir pamuk gibi gelir sana. Alamazsın kendi. Ona hep dokunmak istersin. Hep , hep... Ve eğer gerçekten sevdiysen ağlayasın gelir. Bakma öyle. Mutluluktan.

Damarlarında dolaşan kan adeta bir ırmak gibidir. Sessizdir. Hissedersin onu. Kalbin , hayatında yapmadığı kanı pompalar beynine. Her şey uçup gider. (Acıların , sorunların vs.) O artık evrenindir senin. Bazen yağmurun olur , bazen güneşlenirsin onunla.

Gidersin sonra. Uzaklara , çok uzaklara. Geçmişten bir anı veya yaşanmışlık gelir kapına. Onu göstermek için göz kapakların ile kavga eder. Onları kapatmak ister. O her ne yaparsa yapsın , aynı hatayı tekrar etmeyecektir senin gözünde. Çünkü söz vermiştir sana... Güzel bir son ile bitecek sanıyorsun değil mi ? Yanıldın...

Yapmaması için söz verdiği hataları tekrarlaması onun fazla vaktini almaz. Göreceksin. "Başlıkta söz yazıyor kardeş , bununla ne alakası var ? " dersen eğer ;

Sözü aslında sen kendine vermişsin ; Ondan başkasını sevmemek için. Öldür onu içinde . Öldürrrrrr !





7 Şubat 2011 Pazartesi

Mutluluk adına.

Gözlerimi kapatıyorum çok zaman. Bu lanet düşüncelerden kaçmak için uykuya sığınıyorum. Okuduğum kitapları yeniden okumaya başlıyorum. Sırf biraz daha kendimi iyi ifade edebilmek için. Yada o hayal dünyasındaki kahramanların saçma fantezileri beni etkiler ve var olan acılarımı unuturum diye.

Olmuyor. Her sabah yine seninle uyanıyorum. Rüyadan kalma umutlarım var. Bir dokunuş , bir koku , bir ürperti... Sanki odamda hayalet var gibi kanatlarını açıp uçtuğunu görüyorum. Bazen ise odamda yapayalnız otururken ışığı açtığımda yine gözlerim kamaşıyor. Sen gelmişcesine. Ben yine gözlerimi kapatıyorum. Tam gittin derken yeniden geliyorsun . Ben o rüyadan hiç uyanmak istemiyorum sevgilim. Hep seni görmek istiyorum. Yalan olduğunu , kolpa olduğunu bilsem de , seninle uyuyup seninle uyanmak istiyorum.

Uyanıyorum. Gelmen için öyle çok bekliyorum ki... Akşam çok geç geliyor odama. Sabahlarım mı ? İçine akşam kaçıyor onlarında.

Yine siyahlara bulandım. Böyle değişik bir sis var odamda. Biliyorum arkasında sen varsın. Yarı saydam bir haldesin. Ben burada yine seninle uyuyacağım..Fakat güneş uyandığımda bütün sisleri dağıtmış , Rüzgârlar tüm odaya senin konunu yaymış ve ben senin o sıcacık dokunuşunu özlemiş olacağım.


Her mevsim bahar olsa inan sensiz çekilmez hayat. Sen gelene kadar açmayacağım gözlerimi HAYATA İNAT !

4 Şubat 2011 Cuma




















Hayatla çok ağır savaştım. Ne o boyun eğdi bana. Nede ben girdim onun altına. Babam derdi hep "Hayata kafa tutmaya çalışırsan kaybedersin." Zor olsa da ben berabere kaldım baba. Ona istediğini vermedim. Ama ondan istediğimi de alamadım.

Kapısı gıcırdayan şu odamda onsuz tam 1,5 yılımı geride bıraktım. Kimse aldırmadı bana. "Nasılsın" diyecek kimsem olmadı.Üşüyordum onsuz baba. Çok üşüyordum. Ağlıyordum. Görmüyordun. Sinirleniyordum , alttan alıyordun. Kimse ama hiç kimse anlamadı beni baba. Yoktular...


Diğerleri "mutlu oldukları" aşklarıyla meşguldü o sırada.İnan bana kimseden yardım istemedim baba.Neden deme. Böyle olmasını ben istedim.Onlar gülerken , ben yazıyordum.Neye mi ? Ayrılığa , hüzünlere , yalnızlığa.. Her şeye... Bu odada kendime yeni bir ben yaratmak istiyordum . Şimdi ise kimse bozamaz o yalnızlığımı. Yeni kurduğum bu inşaatta kimse beni rahatsız edemez ve en önemlisi üzemez. Yalnızlığıma kimse karışamaz. Çünkü o dokunulmaz. İstediğin kadar içeri gir baba. Bu yeni ruhu göremezsin. Sadece sen değil , kimse yakalayamaz o ruhumu.

Sorduğun soruyu hatırlıyor musun baba ?
-"Neden karanlıktasın ? Hemde tek başına oturuyorsun."
-Sen varsın ya baba...

Hep hazır cevapsın dediler bana.Ve senin bana kurduğun en güzel cümle "Senden adam olmaz" .Ne istersen de bana baba. Sana saygısızlık yapacak değilim.Bu yüzden bana verdiğin bu kötü imajımı silmek için hiçbirşey yapmak gelmiyordu içimden. Konu sen değilsin baba. Baba-oğul arasında olur bunlar. İnan kızmıyorum sana. Ve seni çok seviyorum.

Konu o. Buraya kadar her şey tamam. "Nereye gidiyorsun" dedim. Cevap vermedi bana. Keşke o da beni "kötü adam" yapsaydı. O da çok "hazır cevapsın" deseydi. O da "adam değilsin" deseydi BABA !Ama o hiç bir cümle kurmadı. Ama biliyorum. Bir şey hissediyordu. Öyle olmasa "Hoşcakal" derken sesi titrer miydi ? O da biliyordu. Suçluydu. Ben suçsuzdum...

Eğer bana bir şey olursa ona şunu de baba ;
" Ahşap çerçeveli şu evden dışarı bakarken hep dalar giderdi. Ve dalıp gittiği o düşlerini kurtarmaya çalışmakla geçti hayatının çoğu. Cama yansıyan nefesinin buğusu kadar kısaydı mutlulukları. Dört duvar ile birlikte yazdığı şu yazıları ne zaman görürsün diye merak ediyordu. Gördün. Ve sen daha yeni geldin. Sana kalan oğlum değil. Rutubetli duvarları ve ölmüş kalbi kızım..."

Öyle bir geçer zaman ki..




Şimdi sen burda olsan...
Öyle bir geçer zaman ki..

30 Ocak 2011 Pazar

İyi geceler küçüğüm.Yine geldim. Beklemiyordun değil mi . Kış bitmedi daha.

Bazen içerim. Gülerim. Ve çok zaman ismini gördüğümde yaşarır benim gözlerim. Yine olmadı ama . Üzülme meleğim. Kıyar mıyım sana ben ? Bilirsin bazen olur böyle.Güzel , Üzülmüyorsun... Bunuda ben biliyorum. Ama bil isterim , artık yataklarımız ayrı. O çirkin kabuslarımda kötü kadınları dövüp beni kurtarmıyorsun sevgilim.

Unuttum sansınlar istemiştim.Olmadı bu da sevgilim.

Seni isterdim ben bu soğuk gecede. Kimse anlamıyor beni sevgilim. Yeter artık olm diyorlar. Yetmiyor aşkım . Yetmiyor. Ben hiç doyamıyorum sana. Ve aklımda hala seninle birlikte dinlediğim şarkılar.

Bazen oturken gözlerimi kapatıyorum. Yanımda olduğunu hayal ediyorum. Gözlerimi açmadan sen gidiyorsun... Herkes konuşmak ister ya hani. Ben nasıl sussam diye düşünüyorum . Gözlerine nasıl gözlerimi denk getirsem , sonrasında dalıp gitsem.. En son olarak tek kelime söylemeden nasıl boynuna atlarım diye..

Böyle böyle eriyorum. Ve sen her seferinde ve hep böyle gidiyorsun.

Hatırlarsın oturduğumuz bankı. Önünden geçerken gözlerimi kapatıyorum. Seni hayal edip o kokunu içime çekiyorum. Sonra , Sonra yürümeye devam ediyorum...

29 Ocak 2011 Cumartesi

Ölüm..

Merhabalar. Tüm beklentiler bitti. Gecenin bir saati mesajlarşırken "ya bir anda uykuya dalarsam" düşünceside bitti. Yüreğimin içindeki bütün umutlarımda bitti.Yalnış anlamayın. Burada yazmam oldukça doğal. Hep gerçekçi ol diyen sizlersiniz değil mi ?

Peki. Ölen birini en fazla kaç gün bekletebilirim ben ? Yada o gömülmemek için bekler mi beni ? Gidiyorsun. Ne yani. Bir daha göremeyecek miyim seni ?

Burası iyice soğdu sevgilim. Üşüyorum. Daha çok üşüyorum sensiz. Artık o sıcak çaylar bile ısıtmıyor beni. Kafamdan aşağı kaynar su döksem yine ısınmaz bu yüreğim. "Sen gittin , ben bittim"...

Yazın geceleri gibi ölüm uykusu öylesine uzun ve derin. Ve ölmek ilk defa senin olmak. Sevişmek. Dokunmak , tüylerinin dikilmesi. Bunlar sıradan değil mi. Ölümde sıradan korkmayın. Ben ölmek istiyorum. Yeni bir yarına merhaba demek için.

Son sorum. Ölünce beni anlayacak mı sorgu melekleri ?

28 Ocak 2011 Cuma

Bazen evlenmek istiyor canım. Evet. İstediğim tek şey bu. O kadın ile mutlu bir yuvam olsun istiyorum.Hayalimde bir ev ve o evin içinde o kadının hâlâ olması garip değil mi ? Aslında bu yaştaki ergenler hep yalnız yaşamak ister. Ama ben pek götüme güvenemiyorum. İşte tam bu yalnız kalma konusunda yerin dibine batıyorsunuz.

Fiziksel olarak rahat bir hayatım var. Ona birşey demiyorum. Ama psikojik olarak çökmüş bir adamım ben. Bunu aptallık olarak nitelendirmekte bir kusur görmüyorum kendi adıma..Çoğumuz aptalız aslında. Başarısızız hepimiz. Neyse.

Hep düşünüyorum . Durduraksız. Kendimi durduramıyorum inan bana. Hayat denen kaltak hep ağzıma sıçtı benim. Hayat sikertti beni. Çökertti. İçime attım. Yine karşı çıkmadım yaptıklarına. Yaşadığım herşeye rağmen susmasını bildim. Ama artık susamıyorum. Burama kadar gelmiş hem. Nasıl susayım.Ne zaman güzel birşey yapmaya kalksam hayat karşıma çıkıp "BENİ UNUTTUN PİÇ" dercesine karşıma dikiliyor. Elim kolum bağlı...

Güzel bir hayat istiyorum ben artık. Düşünmek istemiyorum. Gözüm arkada kalsın istemiyorum. Güvenmek istiyorum ben.Öpmek veya sevişmek istiyorum. İstediğim tek şey o güzel tenli kadın. Benim kadınım. Bana bunları yazdıran kadın. Sevdiğim ama söylemeye korktuğum kadın.. SENİ İSTİYORUM . ANLIYOR MUSUN ?

27 Ocak 2011 Perşembe














Bazen içimden konuşurum. Keşke duyabilsen. Biliyorum. Mutlaka ağlıyorsun sende. Ben gibi.

Her gece kafanı yastığa koyup , bu o değil diyorsun. Aynaya baktığında onu ben yaptım diyorsun. Her sigarada belkide.. Ben hergece yalnızlığın sesini son ses yapıyorum. Ve onu dinliyorum. Umutsuzum... Senden değil. Herşeyden. Hayattan , okuldan, insanlardan. Herşeyden işte.Umut , nerdesin ? Dön bana. Ara yada. Buluşalım. Bi çay içeriz. Sanırım kontörüm bitiyor. Ara beni olur mu. Gömdüm...


En güzel kazakların ve t-shirtlerin sadece ufak bir bez parçası olduğunu görmek.. Bazen buda koyuyor bana. Manyağım ben. Sorunlarım var. Anlayamazsın. Anlamak istersen yardımcı olayım yine. Tuvalete gittiğinde sifonu çekme. Anlarsın beni. Ve dayananazsın. Elinde sonunda çekersin o sifonu. Dikkat et. Artık yazamıyorum. Beynim ile ilişkisi olan sensin çünkü . Onu bile çaldın benden. Ne çalmadın ki ...


İyiyim. İyi gibi davranma konusunda üstüme yok yada. Bunca yazı neden biliyor musun. Sorma. Hisset. Bazen sobalı veya sıcak biryerden dışarı çıkarsın ya hani. Bir anda üşürsün ve çişin gelir. Onun gibi birşey..Benimde çişim geldi işte...

26 Ocak 2011 Çarşamba

Oturuken hep hayal kurardık. Evimiz , arabamız , çocuğumuz olacaktı. Hepsi hayaldi. Yine olur belki. Demek istediğim o değil. Ben şey demek istedim. O hayallerin olmasa , TANRI derdim ben sana..
Selam sevgilim. Kuşum vardı. Görmüştün. Ama adını sormak aklına gelmemişti. Senin adını verdim ona. Hergün bi sürü yem , yeşillik veriyorum. Çok iyi bakıyorum . Canım yaa.

Apallaşma. Sevdiğimden değil.Yemekten patlasın ölsün diye. Bide annanem bi tarif vermişti çocukken. Kuş yahnisi yapıcam.

YİNE Yalan...

Merhaba Papatyalar.

Önce selam verdim. Şimdi yazıcam. Ağlamıyorum bu kez. Gribim. Burnum akıyor sadece. "Seviyor , sevmiyor" kısmını çocukken arkadaşlarımdan öğrendim. Her gördüğümde sizi koparıp aynısını denedim.Bu aralarda birine yazıyorum. Biliyorsunuz işte. Gerçi şu sıralar herkes birbirne birşeyler yazma çabası içerisinde. Bilmiyorlar ki o yazdıkları asla görmeyecek bunları. Hoş görse ne değişecek ? Can yakıcı bir durum . Biliyorum. Ama gerçekler. Yani ben yıllardır yazıyorum . Görüyor , okuyor , beğendim diyor. Ama bi halt olmuyor..

Çok zaman yazma artık dedi.Yapma dedi. Durduramıyorum kendimi. Ben içimi kusmassam ne olacak biliyor musun ? Bilmiyorsun. O yüzden. Sus. Oku. Yorum yapma.

25 Ocak 2011 Salı












Bugün coğrafya dersimiz vardı. Nerden aklıma esti bilmem. Nüfus konusunda aklıma bir anda KROKİ geldi. Uzaklık filan olur ya hani. Kuşbakışı vs. Düşündümde ne kadar uzakta olsanda bi ilişkimiz oldu. Uzaktan yada yakından :)

Öyle işte. Sen nasılsın ?

24 Ocak 2011 Pazartesi

Yeni bir yazım var

Merhaba. Ben o kara çocuk. Zenci diyebilirsin. Alınmam hiç. Öyle bir huyum yoktur. En zayıf noktam , saçlarım ve burnumdur. Başlıyorum susarsan.

Yeni birşeyler düşündüm. Yeri ve zamanı pek önemli değil. Ve düşüncemin sonu ise belli değil.

Uzun zamandır yani 19-20 senedir istemediğim şehirde uyanıp duruyorum. İnsan herşeyden mutlu olabiliyor ama. Herşeye rağmen hayat devam ediyor. Ve ben aslında hayat filanda istemiyorum . Geçenlerde hastalandım. Doktara gittim.
"-Kırık sayılmaz oğlum. Ufak gibi görünen fakat derin çatlaklar var" dedi.
Sanırım tek başıma iyileştiremedim onları. Sahte sevgilerin sıvası yetmedi. Her yağmurda soyuldu o.Sonra açık beyaza boyadım. Biraz cırtlak olsada hoş durdu sanki. Eski halinden iyiydi enazından. Yine unuttum. Burası çok kötü. Hep rüzgâr var. Rutubet ve durmak bilmeyen yağmur. En baştan diziyorum tuğlaları.
"Beyaz iyi gibi sanki" dedim.
"DUDAKLARIN KANIYOR" dedi.

Düzmeceydi. Sonunu heyecanla bekledin ama en başında dedim. Sonu önemli değil. Öptüm.
Kış geldi. Havalar yeni soğumaya başladı buralarda.

Bir yorgan istiyorum ,
Bir tane kazak ,
Bir atkı ,
Bir bere..

Kış'ı severim. Ve kışın bunların hepsi lazım bana. Son olarak kazağımı giydirsen , atkımı bağlasan ve beremi taksan...

Siktir et. Bana bi tane sigara ver yeter.

Replay











Yaşantım , ot gibi. Düzenli olarak suluyorlar. Bende faydam olur düşüncesi ile fotosentez yapıyorum.Karbondioksitleri alıp , oksijen vermeye çalışıyorum. Sorun bu değil. Sorun : Ne çimen gibi güzel ve yeşil bir otum nede sararmış ,bir boka yaramayan saman. Hayvanlara bile yararım yok tek başıma anlayacağın.Ot olduğumu gören çiğneyip gidiyor beni. Acımadan üstüme basıyor.Küçük çocuklar dalımdaki o güzel çiçeği koparmaktan zevk alıyor. Sırf o güzel çiçek için canım acıyor.

Şimdi kökümden başka sahip olduğum birşey yok. Onun içinde mücadele veriyorum. Toprak altındaki ufak canlılara direnmeye çalışıyorum. Kemiriyorlar.Günden güne bitiyorum , yitip gidiyorum.Ben büyümek için yağmur beklerken , toprağa çiğ düşüyor. Yapamıyorum...

Kısacası ot gibi yaşıyorum...

23 Ocak 2011 Pazar


Gece uyumadan muhasebe yap derler ya. Gereksiz. İnsanlar kafasında tanrılarını öldürürken neyin muhasebesi bu ? Günahların mı sevapların mı ? Neyin ?. Muhasebe diye birşey yok. Gece lambası var. O loş ışıkta hissetiğin ilginç ve bir o kadarda güzelimsi duygular . Saçmalamak var birde. Aptalca düşünceler. Öpüşmeler , sevişmeler , nefretler , sevgiler... Uzar gider.

Aynı gecenin sabahına uyanırsın sonra.Elini yüzünü yıkarsın.Saçlarını tararsın (ki hiç yapmam) , üstünü giyersin. Kapanmaya çalışır gözlerin. Korkarsın. Aynalar orospu çocuğudur. Hep yalnızlığı hissettirir adama. O yüzden aynalarada bakmam. İşte , benim kötü görünmemin sebebi bu. Yani senle alakası yok. İstediğim aynalara bakarken , Özlenmekti. Olmadı.

Güzel şeyler yazmak isterdim . Mutlulukla ilgili şeyler mesela.
Ama ben çok mutlu olmadım ki... Keşkelerle doluydu geçen 20 yıl.
Hep bişeylerin ardından bakakalmak. En iyi yaptığım şey buydu.
Ve o hep biryere gidiyordu. Durduraksız. Ve o görmüyordu.
Her gidişinde yanında benden bi kaç parça koparıp gidiyordu.
Aldırmadan ve ardına bakmadan. Olacaklardan ve yaşayacaklarından habersiz.
Hep öleceğimi düşündürürdü bana. Ölmedim. Hep ayakta kaldım. Ve tek başıma kalktım. Dimdik. Gözlerime bakıp bir şans daha isteyene kadar. Verdim. Bir kere değil.İki değil. Tam ALTI kere. İlginçtir. Bu şansları hep hiçe saymak...Onun için çocuk oyuncağıydı. Kumdan kale yapıp üzerine su dökmek.. Ne kadar dayanabilirsin ? Yalanlar dalgalar misali vücuduna çarparken ne kadar direnebilirsin sen çocuk ? Ben direndim . Fakat yinede kaybettim... Hep kaybettim.