Merhaba. Bugün size gökkuşağını yada hayatımda şaklabanlık yapanları anlatmayacağım. Üzgünüm. Ve buraya yazdıklarım , hiç tanımadığım bir insanla dertleşiyorum gibi görünsün. Öyle işte. Bilmiyorum.
Sonbahar bi kaç gün geç gelse keşke. Umut işte. Hani şu 23 Mart varya. Güneş ışınları dik filan geliyormuş. Bir gün bize de gelecek mi o ışın ? O ışın altında seni öpebilecek miyim ? Peki gölgelerimiz ? Onlar yok olacak mı ? Sonbahar evet. Ne diyorum inan ben bile anlamıyorum. Aslında ruh hastası yada psikolojik sorunları olan sen değilsin. Benim. O ilaçlara benim ihtiyacım var...
Her insan başlı başına bir dünya derdim eskiden. Yani Güneşi bir tarafı görürken diğer tarafı karanlıktı. Hep yer değişiyordu. Ve artık dünya çok yavaş dönmeye başladı.. Benim her tarafım karanlık.. Anlıyor musun ? Duygularım..Öyle sahipsiz ve öyle başıboş kaldı ki , nereye saldırıp kime sığınacaklarını bilmiyorlar.
İyi bak. Şu anda duyguların aslında senden daha hızlı ve baktığında başını döndürecek kadar hızlı bir şekilde gidiyor. Sen , bir uçurum kenarındasın sevgilim. Benimle birlikte. Ben sana göstereceğim en güzel manzarayı ararken , sen acımadan o uçurumdan itiyorsun beni.
Toparlayamıyorum. Yazdıklarım bile kaçıyor benden. Hep dağılıyorlar.
Psikoloji doktorları hep nefes seansı yaparlar değil mi ? Al - ver gibi. Şimdi arkanda duran pencereni aç. Derin bir nefes al. Ve birlikteyken şekil verdiğimiz o yeşil yaprakları düşün. Tekrar nefes al. Ve hayallerimizi düşün. Ve son bir nefes daha al.. Gittiğimi düşün.
İnsanlar çok ama çok garip.
Unutmuşum. Hep nefes aldın. Vermeyi unutma.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder